23.01.2018,00:44
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
İlerici bir iktidarın AB yol haritası
25022015-1380168_10152000128317843_1509891310_n-161537.jpg
KADER SEVİNÇ
Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde büyük fırsatlar var.

AB süreci iyi yönetilirse Türkiye her alanda kazanır: demokrasi, uluslararası siyasi güç, ekonomi ve toplumsal kalkınma. AB üyesi bir Türkiye “bölgesel güç” efsanesinin ötesinde, uluslararası alanda etkili bir ülke haline gelir. Türkiye için “güç” kavramının açılımı demokratik, eğitimli ve yaratıcı bir toplum olabilmektir. AB süreci bu doğrultuda nasıl etkili olacak? İşte asıl soru budur.


Grexit ve Brexit tartışmaları sadece Yunanistan ve İngiltere’nin AB içindeki konumlarıyla sınırlı değil. AB kurumsal sistemi mecburen yeniden yapılanacak. “Çemberler Avrupası” ve “çok vitesli Avrupa” gibi farklı tanımlamaları olan bir reform tartışması başlıyor. Avrupa değişirken, Türkiye bu sefer fırsatları ve zamanını iyi değerlendirmeli.

Avrupa boyutunun da ötesinde, dünyada güç dengeleri yeniden belirlenirken, Türkiye’nin batıdaki konumu da güçlenebilir. AB ile ABD arasında ileri bir entegrasyona işaret eden Transatlantik Ticaret ve Yatırım İşbirliği (TTIP), dijital ekonomi ve yeni eneriji politikaları gibi alanlarda Türkiye çağı yakalamalı. İran ile nükleer anlaşmadan Işid felaketine ve Rus ruletine uzanan değişim coğrafyasında Türkiye ancak güçlü bir demokrasi olarak ulusal çıkarlarını korur. Batı içinde tekrardan saygınlık ve AB sürecini iyi yönetmek bu açıdan da elzem.

Bunun için de kaliteli bir demokrasi, güven veren bir ekonomik yönetim, doğa haklarına saygılı politikalar, eğitim ve teknolojide devrim ve de yurttaş odaklı siyaset anlayışı gerekiyor. CHP seçim beyannamesinde de yer alan ve Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada da vurguladığı bir vizyon söz konusu.  

Öncelikli  beş nokta
1. İlk olarak hemen AB ile sosyal politika, kamu ihaleleri ve rekabet müzakere başlıkları açılmalı. Halkımızın iş güvenliği, sosyal hakları, kadın-erkek eşitliği ve de devletin içine sinmiş olan yolsuzluklarla mücadelede bu başlıklar önemli. Bu müzakere başlıkları üzerinde herhangi bir siyasi engel bulunmuyor. Gümrük birliğinin güncellenmesi müzakereleri de tam üyeliği ve TTIP’e katılım perspektifinde ilerlemeli. Türkiye’de siyasi irade ve yurtseverliğe ihtiyaç var.

2. Eş zamanlı olarak iç güvenlik ve internet gibi alanlardaki tüm anti-demokratik yasalar değiştirilmeli ve yargının bağımsızlığı tesis edilmeli. 

3. Kıbrıs’ta taraflararası müzakereler desteklenmeli, tarafların hızla adil bir çözüme ulaşmaları için şartlar oluşturulmalı. Türkiye’de esecek kapsamlı demokratik reform ve sosyo-ekonomik atılım rüzgârlarının enerjisiyle Kıbrıs başta olmak üzere tüm dış politika konularında hızla ilerleyebiliriz.

4. AB müzakerelerinin yönetim modeli tüm toplum kesimlerini ve partileri kucaklayacak bir yapıda yeniden düzenlenmeli. Daha önce Türk ve Avrupa basınında gündeme getirdiğim Hırvatistan modelinde olduğu gibi, muhalefet partilerinin de müzakerelerde doğrudan rol ve sorumluluk aldığı icra kurullarına ihtiyaç var. Böylece sivil toplum ile ilişkiler kitlesel toplantı şovlarının ötesine geçecek. Sendikalar, özel sektör, akademik kurumlar, medya ve de çevreden gençliğe her alandaki sivil toplum kuruluşlarıyla partizan olmayan ve birebir ortak çalışmalar başlayacak. AB standartlarına uyum bir toplumsal sahiplenme ve seferberlik alanına dönüşecek.

5. Stratejik olarak ise,  AB ile ilişkiler müzakerelerin çerçevesini aşmalı. Avrupa’nın, dolayısıyla da Türkiye’nin istikbalini şekillendiren enerji, yeni teknolojiler, sosyal sistem, dünya ticareti ve eğitim alanlarındaki AB siyasetinde Türkiye yer almalı. 

AB süreci iyi yönetilirse Türkiye her alanda kazanır.

 

kadersevinc@gmail.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Bugün küresel anlamda ortalıktaki kaos, dünyayı sarsıyor. Esasen bunların temelinde iki neden aramak lazım.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Doğunun en batısı…Batının en doğusu…
Çavuşoğlu, kendi dönemlerinde hiçbir gelişme olmadığını da iddia etmişti.
Tarih 15 Nisan 2013.
Bu melanetleri işlemekle, işlettirmekle hangi amaca varılmak istenmiştir?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Savaş yorgunu Avrupa kıtasının önce ekonomik işbirliği ile başladığı ve bir barış ve refah fikri olarak ilerleyen Avrupa projesi için önemli bir döneme tanıklık ediyoruz.
Unutmamalıdır ki, tarihinin hakikatına vakıf olmak bir ülkenin bağışıklık ilacıdır.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?