22.02.2018,06:07
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Demokrasi 4.0
2412018-27292314_10155340229637843_1428837757_n-225756.jpg
KADER SEVİNÇ
Siyaset ve demokratik kurumlara olan inancın tüm dünyada en kötü zamanlarından birini yaşadığı bir dönemi yaşıyoruz.

Temsili demokrasi günümüzde esasen işlevini büyük ölçüde yitirdi çünkü temsil edilen ile temsil eden arasındaki anlaşma bozuldu. Katılımcı demokrasi ise olması gerektiği biçimde uygulanamadı ve oluşan boşluğu populist hareketler kötü biçimde dolduruyor. Toplumların siyasete olan bu güven eksikliğini iyi okumak, anlamak ve buna uygun değişimi gerçekleştirmek zaruri. Aksi ise bugün dünyanın her köşesinde mantar gibi patlayan populizmin yükselişini daha da hızlandırır. Trump’ın ABD başkanı seçilmesi de İngiltere’nin AB’den çıkma oylaması da uzun zamandır ihmal edilmiş benzer bir yerleşik düzen karşıtı hareketin sonuçları. Tüm dünyada anaakım siyasetin önünde şuan siyaseti ve demokrasinin kurumlarını yeniden yapılandırma, dönüştürme sınavı duruyor. Bu sınav bugün görev başında olanların ötesinde ve önceki nesilden devralarak gelecek nesillere aktarmakla sorumlu oldukları daha iyi bir yönetim sistemine dair.

 

Örneğin Avrupa Birliği’nin kamuoyu görüşlerini düzenli olarak ölçen kuruluşu Eurobarometer’in en son araştırmalarından biri yurttaşların siyaset hakkında ne düşündüklerine ilişkin: AB vatandaşlarının yüzde 71’i siyasetin bozulmuş olduğunu düşünüyor. 2014 Mayıs’ında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerine yurttaşların katılım oranının tarihinin en düşük seviyesinde gerçekleşmesi de bu güven eksikliğine işaret ediyor. Ülkelere göre değişmekle beraber ulusal seçimlerde de eğilim aynı. Yurttaşların demokrasiye olan inancı zayıflıyor; siyaseti ve demokratik kurumların işlerliğini sorgulamamız kaçınılmazlaşıyor. Kadir Has Üniversitesi’nin yıllık olarak gerçekleştirdiği Türkiye Sosyal Siyasal Eğilimler Araştırması’na göre Türkiye’de halkın en az güvendiği kurumların başında yüzde 33,9 ile siyasi partiler, yüzde 31,8 ile TBMM, yüzde 27,8 ile medya geliyor. Türkiye’de siyaset kurumlarına duyulan güvensizlik uluslararası eğilimlerden bağımsız olmadığımızı gösteriyor. Dünyanın bir çok başka noktasında da durum bundan çok farklı değil.

 

Günümüzde dünyada anaakım siyasette yaşanan tıkanıklığın aşılması her demokratik karar aşamasına yurttaşların katılımından geçiyor. Çözüm ise “doğrudan demokrasi” değil derinleştirilmiş “katılımcı demokrasi” olmalı.

 

Eğer bu girişimimde önerilen araçlar gerçek olursa herkes cebindeki akıllı telefonlar üzerinden siyasi karar mekanizmasına katılım sağlayabilecek. Yayladaki çoban da, plaza çalışanı da. Katılım seçim günü ile sınırlı olmayacak. Yerelde etkileşimi artıran fiziksel alanlar ve platformlar yaratılabilecek. Yurttaş forumları siyasi partilerin doğal bir parçası haline gelecek. Sandık demokrasisi anlayışı yerini sürekli etkileşim, katılım, saydamlık sistemine bırakacak. Katılımcı sistem yurttaşların hem güvenini hem de sahiplenmesini kazanacak. Sadece şikayet etmeyen, çözüm de üreten toplumlara dönüşümü de tetikleyecek. Tüm bu aşamalarda büyük veri kullanımı ve yapay zeka gibi yeni teknolojilerin demokrasiye hizmet edecek bir anlayışla devreye girmesi gerekiyor.

 

Konu eski anlamda bir ‘siyaset değişsin’ tartışması değil. 21. yüzyılda sanayi devrimi 4.0 olarak özetlenen köklü bir değişimin içindeyiz. Daha önce buhar, elektrik ve elektronik teknolojileri sadece ekonomik değil siyasal ve toplumsal boyutlarda da insanlık uygarlığını şekillendirdi. Önümüzdeki yılları da dijital ekonomi, yeşil enerji, nesnelerin interneti, büyük veri, semantik analiz ve yapay zeka gibi muazzam teknolojik atılımlar şekillendirmeye başladı. Küreselleşmenin de olumlu ve olumsuz etkilerini bu analize dahil ettiğinizde demokrasinin de kaçınılmaz bir devrimsel değişim evresine girdiğini görüyoruz.

 

Cebimizdeki telefonun, binalarımızın, kentlerimizin akıllı (smart) olduğu bu çağda demokrasimizin de artık “akıllı” olmasına ihtiyaç var. 21. yüzyılın yurttaşlarının beklentileri bir önceki yüzyılınkilerden farklı ve yüksek.

 

Az önce bahsettiğim teknolojide yaşanmakta olan gelişmelerin de ışığında artık gerçek bir vatandaş odaklı demokrasi mümkün. Akıllı demokrasi ve Akıllı vatandaşlık girişimi, uluslararası ve ulusal siyasetteki deneyimlerimden yola çıkarak değişik ülkelerden vatandaşlarla atölyelerle geliştirilmiş fikirlerden oluşuyor. Bu fikirler demokrasinin Facebook’unu yaratmaktan, mimari ile ilerici siyaset ilişkisine, ileri yönetim tekniklerinin kurumsal yalınlaşmaya yansımasına kadar bir çok başlığı içeriyor.

 

Nasıl bir altyapıya ihtiyaç var?

He rşeyden önce siyasi iradeye ve istekliliğe ihtiyaç var. İkincisi ise benim “akıllı vatandaşlık” olarak tanımladığım vatandaş talebinin güçlü ve iyi organize olması gerekli.Bu ikisi bir arada olduğunda değişim gerçekleşiyor.

 

Gerisi çeşitli araçlar ve platformların geliştirilmesi. Teknoloji ile insan fatörünün bileşimi anahtar alanlardan biri. Şuan bu konu üzerine çalışıyorum. Bu yönde dünyadaki en önde gelen kurumlarla temas halindeyim. Önümüzdeki dönem onların platformlarını da değerlendirecek girişimler için davetler alıyorum.

 

Mevcut durumda iyi niyetli bazı girişimler olsa da henüz milyonlarca insanın geribildirimlerini onlarla etkileşimli biçimde analiz ederek karar mekanizması için birer girdiye dönüştürecek bir platform yok. Bu platform tüm demokratik karar süreçlerini baştan aşağıya değiştirecek ve vatandaşları bu sürecin yapısal bir parçası haline getirecek. İhtiyacımız olan teknoloji hali hazırda var ve gelişiyor; büyük veri, semantik analiz teknolojisi, yapay zeka ve hatta Obama kampanyasının ileri düzeyde kullandığı kişiselleştirilmiş siyasi iletişim araçları. Daha önce Obama kampanyasında kullandıklarını sistem ve kampanya metodları üzerine bu devasa ve devrimsel kampanyanın liderlerinden bir eğitim alma ve kampanya süreçlerini de yerinde gözlemleme fırsatım olduğu için ona oldukça aşinayım. Elimizdeki bu mevcut araç ve platformlarla yapmamız gereken onları 21. yüzyılın demokrasisi “Akıllı Demokrasi” ya da “Demokrasi 4.0” için en iyi biçimde bütünleştirmemiz.

 

Türkiye’nin öteden bu yana en büyük sorunu çağdaş dünyanın somut gündeminden kopuk bir siyaset girdabı içinde olmaktır. Bugün ülkeyi yöneten iktidar ise Türkiye’yi tamamen içine kapattı. İnsanlar yeni fikirlerin yeşermesine, ilerlemeye, gelişime, yaratıcılığa fırsat tanımayan bu ortamda boğulduklarını hissediyorlar. İnsanlarla bu konuyu konuştuğunuzda en belirgin geleceğe ve kurumlara olan güvensizlik. Bugüne kadar paylaştığım siyaset içi ve dışından aktörler fikirleri büyük heyecanla karşıladılar. Uygulanabilirlik noktasında ise çok karamsar olduklarını görüyorum. Bu biraz da insanların bölünmüşlüğü ve kendi gücünün farkında olmamasından kaynaklanıyor.

 

Gençler, yeni nesil yurttaşlar geleceği şekillendirecek en önemli aktörler. Demokratik sürecin doğal bir parçası olmalılar. Hem deneyimi hem de yenilikçi yaklaşımı beraber, en yüksek faydayı yaratacak biçimde harmanlayabilmeliyiz.


Gençlerin siyasetten beklentisi daha fazla ve daha eşit biçimde dahil olabilmek ve siyasette inovasyon. Bu hiyerarşik, bürokratik yapıları değiştirmek, günümüz teknolojisini doğru ve etkili kullanmak demek. Kişiselleştirilmiş siyasetin, sosyal girişimcilikle desteklenen siyasetin hayata geçmesi. Siyasetin onlardan beklentisi ise daha fazla ilgi, sorgulayıcılık, katılım istekliliği ve emek, yani “akıllı vatandaşlık”.

 

Adına ister “Akıllı Demokrasi”, “Demokrasi 4.0” ya da başka bir şey diyelim, demokrasinin vatandaş odaklı olarak yenilenmesi gerekiyor. Dünya -belki maalesef bazı kötü deneyimleri atlatarak- bu devrime, bu evrime doğru yol alıyor.

 

kadersevinc@gmail.com

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Türkiye reel sektör bazında konsantrasyonunu ihracata bağlamış durumda. Elbette bunun önemini yok sayacak değilim.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?