24.11.2017,21:52
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Sen insana lazımsın, insan da sana
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
“Ben galiba bunuyorum” dedim…

Nörolog Armanak Bey’in odasına girmeden önce, dört beş yıl önce aldığım nöropsikoloji eğitimi notlarıma yeniden göz attım. Notlarım, bir demans sürecine girdiğime dair şüphelerimde haklı olduğumu söyler gibiydi. Doğru ise en iyi ihtimal ile on sene sonra kendi adımı bile hatırlamayacaktım.

 

Yılları deneyimlemiş babacan gözleriyle baktı Armanak Bey; “Dur bakalım daha çok gençsin” dedi.

 

“Genç değilim kırk altı yaşındayım. Belki bunamak için genç bir yaş ama geçmişimi neredeyse hiç, dün yaşadıklarımı bile hayal meyal hatırlıyorum. Okuduğumu anlamıyorum, dakikalarca aynı yazıya bakıyorum. Beynim jöle gibi kafatasımın içinde bir sağa bir sola sallanıyor sanki. İç organlarım sürekli zelzele olurmuşçasına titriyorlar içimde. En kötüsü de bir türlü dinmeyen, başımın içini yakan ağrılara eşlik eden o karanlık uğultu” diye direndim.

 

Muayeneye geçerken gülümsedi. Yine o babacan gözleriyle baktı “Endişelenme” der gibi.

Hastaneden çıkarken, Armanak Bey’in beni iyileştireceğini vadettiği ilaçların reçetesi elimdeydi, “Son zamanlarda bu şikâyetlerle gelenlerin sayısı çok arttı, toplumsal bir sorun artık” sözleri ise zihnimde. Daha bir titredi sanki ellerim. Yürürken sağımdan solumdan geçen enerjisini kaybetmiş, donuk gözlere kendimden öte bir endişeyle değdi gözlerim.

 

Her geçen gün daha da sertleşen yaşam koşullarının yarattığı kişisel açmazlarımıza eklemlenen toplumsal kaosların, güvensizliklerin ve birlik bahçemizden sökülüp savrulan değer taşlarının stresi, öfkesi, korkusu, endişesi ile benliğimize yayılan anksiyete, beynin yönetsel işlevlerinde böylesi bozulmalar yapabiliyor ve giderek daha çok insana sirayet eden toplumsal bir sorun haline geliyor.

 

Yapılan akademik gözlem ve araştırmalara göre, psikolojik tedavi görenlerin sayısının yüzde üç yüz arttığı Türkiye’de her dört kişiden biri ruh sağlığı bozukluğu yaşıyor ve genel ruhsal rahatsızlıkların yüzde seksenini depresyon ve kaygı bozukluğu yani anksiyete oluşturuyor.

 

Hastalanıyoruz…

 

Adalet, özgürlük, güvenlik, eşitlik, paylaşım, birlik gibi insanlığa dair üst değerlerle birbirine bağlanan toplumların, bu değerlerini bir bir kaybettikçe yuvarlandığı anlamsızlık girdabına bizler de itekleniyor, sürükleniyoruz toplumca. İstikbal tacirlerinin çizdiği pembe panjurlu grafik panolarının arkasında gizlenmiş zehirli bir sarmaşık gibi boğazımızı sıkan ekonomik çöküntü ile boğuluyor, yirmi dört milyonu bulan icra dosyaları, teker teker iflas eden çınarlık fabrikaları, intiharın eşiğinde atanamayanları, elinde diplomasıyla bir dala tutunamayanları ile gömülüyoruz asgari ücretliler mezarlığına hoyratça.

 

İkilemdeyiz; bir yandan terörün kalleş pençesinde genç umutlarıyla toprağa parça parça düşen askerimiz, jandarmamız, polisimiz için kanayan gönlümüz, bir yandan semirdikçe yanakları allanan doymazın toprak talanına siper olan jandarmamızı, polisimizi gören gözümüz ile.

Değersiziz kendimize, değersiziz birbirimize; Yüce Divan korkusunun mutlak kıldığı başkanlık zaruretinin tahammülsüz bencilliğinde. Yaratanın hatırı yok artık seçilmişlik hezeyanında ateşlenmiş o marazlı zihinlerde.

 

Yalpalıyoruz, alternatif çıkışları tıkanmış yolların umutsuzluğunda. İstikrarsızlığın müsebbibi yollara istikrar döşemeye çabalayan, balçık zemine paçasından yapışmış paramparça kaldırım taşları misali, giderek batıyoruz, üzerimizde yürüyen gestapo çizmelerinin ağırlığında.

 

Ölüyoruz; yediklerimize tohumlanan, giydiklerimize dokunan, içtiğimiz suya bulaşan, aldığımız havayla nefesimize sokulan zehirlerin dumanında. Öldürüyoruz; hukuksuzluğu, kuralsızlığı, yasa tanımazlığı benliğimize yerleştiren balık başlarının kokuşmuşluğunda.

Hastalanıyoruz toplumca, hasta ruhların şifasızlığında…

 

Unutma nice hanlıklar, nice imparatorluklar yıkıldı, nice diktalar devrildi mazlumun ayaklarında. Bugün ardından şuursuzca koştuğun yarına baki kalacak sanma. Kulak ver, “Bütün etkenleri ele, kalan hakikat olmalıdır” diyen Sherlock Holmes’a. Göreceksin tek hakikat apaçık bekliyor olacak yaşanası insanlıkta. Bırak korkunun elini uzat insana. Bil ki sen insana lazımsın, insan da sana.

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay