22.02.2018,02:09
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Yanıyorum
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
O malum kurbağa gibiyim sanki günlerdir. Hani önce soğuk suyun içine konulup, sonra suyu yavaş yavaş ısıtılan.

Hem aynıyım aslında hem de farklı. Isınan suyun farkındalığı ile farklı, sıçrayamayacak kadar mecalsizliğimle aynı.  Ayaklarıma dolanan pranga gibilersanki, zihnimde bir diğeri ile çarpışıp yıkılan düşünceler. Toplum gibiyim biraz; paramparça, içimde bir bulantı, hayallerimde birbirine geçit vermeyen düşler. Orwell’dan da halliceyim sık sık ama umudumdan silinip gitmiş proleterler.

 

Sürüdüm ayaklarımıgittikçe yabancılaşan tanıdık yollarda, ağır ve ağdalı. Ne zor takatteyim, çekiyor sanki kendine kendine bataklığın çamurlu sarmaşıkları.

 

İçim sıcak, su sıcak. Yanıyorum…

 

Bir mağazanın tam önündeyim, çok uzaklardan değiyor içeri gözlerim. Belki yağmurdan kaçışıp doluşmuş renk renk kelebekler. Belki sezonun coşkusuyla sıçrıyor, uçuşuyorreyonda çingeneler. Her birinde allı, morlu, pembeli; uzunlu, kısalı etekler. Ne mutlu, ne kaygısız çırpıyor birbirini eller.

 

Uçuşurdum ben de aralarına karışıp elbet, düşseydi yakamdan seçici algılarım. Sıçrardım belki bir gayret; olmasaydı ezberimde, kadının merkezinde şiddet, şiddetin merkezinde kadın.

İçim ıslak, sudaki sıcak ıslak. Yanıyorum.

 

Mecalsiz sedaların karanlık sığınaklarıdır hastane koridorları. Sığındım… Acildi bekleyenlerin kaygıları ve bekletenlerin sarılası yaraları. Kimi alışılmış telaşların sakinliğinde, kimi ilk çaresizliğinin zeminsizliğinde, her saat değişen yüzlerin acılarında kıvrandıkırmızı odanın koridorları. Yılmayan suskunluğunda hep acele tutunuşlardaydı boyasız duvarları.

Bir onun bakışları acelesizdiyaşlı sevdiğine son kez bakan, bir de baş sağlığı temennisi, o genç hekimin dudaklarından çıkan.

 

Bir ağıt yakmalıydı ya boğazımı… Dizeleri kemiren o seslerin ne yeriydi ne de zamanı oysa. Lakinçınlıyor kulağımda işte toprağa düşen fidanların şehadet ezanları. Paylaşmıyor bir parçasını zamansızların acısı. Her acıya yetmeyen yüreğime yapışan suçluluk ise cabası.

İçim acı, sudaki sıcak acı. Yanıyorum.

 

Bir kalabalığın uğultusu sarıyor etrafımı belli ki yolu uzaktan. Ne davulu döven tokmağın, ne halayda yere vuran ayakların sesi engel, dem vuruyor bir proleter haktan hukuktan. Biliyorum davası haklı… Biliyorum sadece bir asgari ücrete kandı, onun yalnızca ekmeğindeydi aklı.

Biliyorum, kaybeden yoldaşlarının gömülü bedenleri mazide ibretsiz, hakları ahrette saklı kaldı.

 

İçim ateş, sudaki sıcak ateş. Umut arafta kaldı. O malum kurbağa gibi, mecalsizim, yanıyorum.

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye reel sektör bazında konsantrasyonunu ihracata bağlamış durumda. Elbette bunun önemini yok sayacak değilim.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?