22.02.2018,02:11
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Naif gerçekçiliğim
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
Hepimizin, dünyayı olduğu haliyle, yani en doğru algılayanın kendimiz olduğu inancı ile aslında bir çıkmaza düştüğümüz düşünce sistemidir “naif gerçekçilik”.

Diğer mantıklı insanların da dünyayı bizim gördüğümüz gibi gördüğünü varsayarız.

 

Bu düşünce sistemini literatüre kazandıran Amerikalı psikolog Lee Ross, İsrailli ve Filistinli delegelerle gerçekleştirdiği bir deneyde; İsrail delegeleri tarafından hazırlanan bir barış teklifini, Filistinlilerin teklifi gibi, Filistinli delegeler tarafından hazırlanan barış teklifini de İsraillilerin teklifi gibi göstererek, İsrailli vatandaşlara fikirlerini almak üzere sundu.

 

Sonuç odur ki; İsrailli delegeler tarafından hazırlandığı sanılan, aslında Filistinliler tarafından hazırlanan barış teklifi yüksek farkla kabul gördü. Dedi ki Ross; “Karşı taraftan geldiğini düşündüğüm kendi teklifime yakın değilsem, gerçekten karşı taraftan gelen teklife nasıl yakın olabilirim?”

 

Bütün insanlığın paydaşı olan değerleri, kavramları düşündüm. Hani o, içerisinde anca bir zerre iken bütünmüşçesine söylediğimiz. Hani o, içerisinde anca bir damla iken deryalar gibi coştuğumuz. Evrensel deyip de merkezine kendi aklımızı koyduğumuz. Yurdunu beğenmediğimizde kovduğumuz, dilini beğenmediğimizde korktuğumuz.

 

Ne evrenselmiş aslında ne de paydadaymış insanda. Bir giysi gibi bekliyormuş giyenin kimliğini almak için askıda. Konjonktürün devşirdiği ikon kadar anlamda, ya emanet duruyor ya eğreti dimağda. Hümanizma diyorum, peki ya hümanizma… Gidiyor aklım istemsiz “Uygarlaşmış toplum, insanın insana duyduğu düşmanlık hislerinden dolayı, sürekli bir dağılma ve parçalanma tehdidi altındadır” diye fısıldayan Freud’a.

 

Bir grup akademisyen barış diye haykırdı evrensel sandığı nidayla. Özgürlük dedi, kan dursun, kimse ölmesin dedi mertçe. Kim, hangi ruhunda yaşam taşıyan hayır diyebilirdi, satır aralarında gizlenmeseydi hendekler namertçe. Terörizmin ruhunu bilmiyorsa akademisyen, tedhişi meşru anlatıyorsa çıktığı kürsüden, kaç kurşun daha mezun olacak böğrümüze sinsice.

Peki ya bir yanlışa reva mıdır daha büyük yanlışlık.

 

Hangi kanunda yazıyor “pervasızca çiğnenmeli hak hukuk”.Kaç düşünce gördünüz ki dört duvarda yok oldu, kaç kelime zincirinde lal oldu. Demokrasi bir kılıç, özgürlükuydu değil. Takılamaz kelepçe ne yazan, ne çizen, ne de söz söyleyene. Hapsedilmiş bir şiirin intikamı yükseltmedi mi cumhur reisliğine.

 

Nihayet ki, budur benim de naif gerçekçiliğim. Hani, kâinatın içerisinde anca bir zerre iken bütünmüşçesine söylediğim, hani hani, içerisinde anca bir damla iken deryaymışçasına coştuğum. Evrensel deyip merkezine kendi aklımı koyduğum. Kovduğum, kovulduğum; korktuğum, korkuttuğum.

 

Heyhat ne barış evrensel artık, ne özgürlük paydaşımız. Ortak gerçeğimizi bulamaz isek; yan yana yürüyeceğimiz ya etnik, ya ideolojik, ya da dini yoldaşımız.

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye reel sektör bazında konsantrasyonunu ihracata bağlamış durumda. Elbette bunun önemini yok sayacak değilim.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?