24.11.2017,21:53
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Benden öte benden ziyade
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
“Bir ben var ki benim içimde benden öte benden ziyade
Bir sen var ki senin içinde senden öte senden ziyade”
 
Barış Manço’nun tortusuz sesiyle halen evrende yol aldığına inandığım, yüceltilmiş aşkı tarifleyen, gönül teline tasavvufi düğümler atan, göz pınarlarına lirik damlalar doluşturan bu şarkı zihnime her esişinde, Moliere’in o sözlerini de sürüklüyor peşi sıra.
“Yalnız yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da sorumluyuz”
 
Felsefeden psikoterapiye kadar uzanan, insanı varoluşunun nihai kaygıları ile yüzleştiren “varoluşçu akımın” güçlü düşünürlerini de, “sorumluluk” kavramını derinden algılayışlara ve anlatışlara istençli kılan bir dinamik Moliere’in bu düşünüşü.
Ki; “İnsan yalnız özgür değil, özgürlüğe mahkûmdur da. Ayrıca özgürlük dünyadan sorumlu olmanın ötesine geçmektir” diyor Sartre ve ekliyor; “Yaptıklarım ve aldırmamayı seçtiklerim için sorumluluk taşıyorum”… 
Sartre’a göre insan, bir olay ya da şeyin tartışmasız yaratıcısıdır ve sorumluluk, yaratmak anlamına gelir. Sorumluluğun farkında olmak, kişinin kendi özünü, kaderini, hayat durumunu, duygularını ve hatta acı çekişini yarattığının farkında olmasıdır. Böyle bir sorumluluğu kabul etmeyen, çektiği sıkıntı için başka insanları ya da başka güçleri suçlamaya devam eden insan için hiçbir terapi olası değildir.
 
Oysaki insanın ulaşılmaz aşk buladığı, en erdemli ütopyalarında sayıkladığı, henüz hiç ulaşamadığıdır bu gerçek.
 
Nitekim;
Evrenin kayıtsızlığında tek başınalığının farkına varan insanın anlamsızlığını kavrayışındandır çaresizlik girdabına atlayışı. Bu yüzdendir, kendinden öte, kendinden ziyade o kadir-i mutlaklıkta zemin arayışı. Bu yüzdendir ki o ürkütücü özgürlükten son sürat kaçışı. Ve işte tam da bu yüzdendir özgürlüğe koşanı ölümlü kılışı. Öldüresiye yıkışı…
 
Ve kendisi ile yüzleşmekten kaçınan insan naif gerçeklikten uzak umutlarını, o öldüresiye yıkışlarının inkarıyla inşa eder, en çok da “hepimiz kardeşiz” sloganının dolana dolana çıkmaza sokan sarmalında. Birbirini boğazlayan eller en kaçınılmaz, gözden saklanmaz yüzleşmelerde gevşer sadece, yeniden kuvvet toplamak için bu en derin yalanda. 
 
Kardeşlik çağrılarıyla kazılan tatmin siperlerinde pusudadır her insan, ama kaçınır yüzleşmekten; hangimiz hangimize kardeş olmak, hangimiz hangimize benzemek zorunda. Hangi neslin kollektif bilinçaltı kodlarında, hangi kalıtsal ortaklığın sınırlarındadır özgür insan. Kimin kardeşliğidir diğerinin boynunda sallanan. Kim benzerini arıyor tek başınalığının anlamsızlığında.
 
Gerçeğe uzak umutların şevkinde avazladığı “hepimiz kardeşiz” sloganlarının, yüreği oyalayan kor ağıtları, “hepimiz insanız” kristaline dönüştüğünde ancak çoklu iyileşmenin mucizesinde özgürleşip, özgürleştirecek olan insan, anlamsız kıldığı o her bir yalnızlığın hayatı yaşanır tutan eşsiz bir renk olduğunun ne kadar farkında?
 
Ne kadar duyabiliyor insan, bir avuç büyüklüğündeki kan kırmızısı tişörtün, denizi kıyılarında dövündüren ezgisini kulaklarında?...
“Bildim ben, gökyüzünde gördüğüm o göçmen kuşlar gibi hür değilmişim
 
Ne uçabilmiş, ne konabilmişim
Bir uçurtmanın ipi kadar kısaymış özgürlüğüm
Uçtuğumu sandıkça hep dibe çekilmişim.
 
Ölünce bildim ben
Ben hep benden öte benden ziyadeymişim.”
 
jalyan70@yahoo.com.tr
 
 
 
 
 
 

YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay