22.02.2018,02:11
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Terlik
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
Cahil olmayı yoksul olmaya dövmeleyen algımızın ısrarı, “önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur” tezini çürütmeye gayretli bütün çabaların üzerine dökülen beton harcı gibi, soğuk ve acımasız.

Pişkinliği hamlığından ala benlikler çıkıverir aniden karşımıza, oturuverir mesela metroda, ayağında terlik kitap okuyan bir gencin tam karşısındaki koltuğa. Yoksul mağduriyete duyulan özdeşim endişesinden mi yoksa kitaptan zihne aktarılan zenginliğin hasetinden mi taştığı bilinmeyen öfke fırlayıverir toplumun yaralı vicdanına.

 

Bilgeliğe yürünen yolda ayakkabısı vuranların can havlidir terliğin yol alışındaki naifliğe ateşlenen söz kurşunları, mutlaka seker. İçe tutulan aynadır bakılan yerde görülen, özneli üzer ve en ağır yoksulluktur kalpteki yoksunluk ki güzele küser.

 

Bilinçsiz, bencil ve acımasız bireyciliğe evrildikçe insanlığımız, toplumsal bağrımızdan temelsiz ve fütursuzca kopartıldıkça kollektif bağlarımız, ne yazık daha çok utanacak, utandırılacağız metroda, otobüste, vapurda. Peki ama utandırılan mı utandıran mı, hangisi daha ağır bir yük omuzlarımızda.

 

İnsanlığın bugünkü gelişiminin dayanağı olan bilimsel ve sanatsal eserlerin sahiplerinin büyük bölümünün cehalete, bilinmezliğe, gericiliğe ve hatta yoksulluğa karşı verdiği, bazen yaşamını feda ettiği savaşında yokluk ve yoksullukla yoldaş tamamladıkları ömürleri hiç mi bilinmez, hiç mi değer bulmaz sinsi akıllı telefonlarımızın sivri dilli twittlerinde.

 

Kösele tabanlı İtalyan ayakkabıların, jilet gibi Amerikan üniformaların göz kamaştıran ihtişamından mıydı Kurtuluş Savaşı’mızda bahşedilen özgürlüğümüz. Topuğu delik çorap, ucu olmayan çarık değil miydi tıbbiyeli şehit civanların ayaklarında övdüğümüz.

 

Sahi kaçımız iphonenun en son serisine sahip olacak kadar nirvanadayız. Ayakkabılardaki son trendimiz nedir, topuksuz sivri burun mu, topuklu oval burun mu. Hangi marka kazak daha kalender gösterir sosyal konumu. Etiketi görünmeyen eşarp başımızda, pantolon bacağımızda, ceket sırtımızda rahat durur mu?

 

En değerli insan yarışması yapsak, altın varaklı bardaktan su içen dudaklara; gücü cebinden taşanların altındaki asfalta eziyet, araziden firar araçlara; metalik bir canavarı andıran gökdelenlerin balkonlarından küçülmüş insanları seyre dalan bakışlara meydan okuyacak kadar pahalı mı ayakkabılarımız.

 

Yoksa hediye edilen kitapları geri çevirip “ Çalışıp kazandığım paralarla alırım kitabımı ki, yazan da, satan da kazansın, emeğe haksızlık olmasın” diyen Ali Uçar’ın gönülleri uçuran terlikleri kadar derin kıymette mi aklımız.

 

Söyleyin, nihayete varışta kendimizi bulacağımız yolculukta hangisidir hakkımız.

 

jalyan70@yahoo.com.tr


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye reel sektör bazında konsantrasyonunu ihracata bağlamış durumda. Elbette bunun önemini yok sayacak değilim.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?