24.11.2017,21:52
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Terlik
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
Cahil olmayı yoksul olmaya dövmeleyen algımızın ısrarı, “önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur” tezini çürütmeye gayretli bütün çabaların üzerine dökülen beton harcı gibi, soğuk ve acımasız.

Pişkinliği hamlığından ala benlikler çıkıverir aniden karşımıza, oturuverir mesela metroda, ayağında terlik kitap okuyan bir gencin tam karşısındaki koltuğa. Yoksul mağduriyete duyulan özdeşim endişesinden mi yoksa kitaptan zihne aktarılan zenginliğin hasetinden mi taştığı bilinmeyen öfke fırlayıverir toplumun yaralı vicdanına.

 

Bilgeliğe yürünen yolda ayakkabısı vuranların can havlidir terliğin yol alışındaki naifliğe ateşlenen söz kurşunları, mutlaka seker. İçe tutulan aynadır bakılan yerde görülen, özneli üzer ve en ağır yoksulluktur kalpteki yoksunluk ki güzele küser.

 

Bilinçsiz, bencil ve acımasız bireyciliğe evrildikçe insanlığımız, toplumsal bağrımızdan temelsiz ve fütursuzca kopartıldıkça kollektif bağlarımız, ne yazık daha çok utanacak, utandırılacağız metroda, otobüste, vapurda. Peki ama utandırılan mı utandıran mı, hangisi daha ağır bir yük omuzlarımızda.

 

İnsanlığın bugünkü gelişiminin dayanağı olan bilimsel ve sanatsal eserlerin sahiplerinin büyük bölümünün cehalete, bilinmezliğe, gericiliğe ve hatta yoksulluğa karşı verdiği, bazen yaşamını feda ettiği savaşında yokluk ve yoksullukla yoldaş tamamladıkları ömürleri hiç mi bilinmez, hiç mi değer bulmaz sinsi akıllı telefonlarımızın sivri dilli twittlerinde.

 

Kösele tabanlı İtalyan ayakkabıların, jilet gibi Amerikan üniformaların göz kamaştıran ihtişamından mıydı Kurtuluş Savaşı’mızda bahşedilen özgürlüğümüz. Topuğu delik çorap, ucu olmayan çarık değil miydi tıbbiyeli şehit civanların ayaklarında övdüğümüz.

 

Sahi kaçımız iphonenun en son serisine sahip olacak kadar nirvanadayız. Ayakkabılardaki son trendimiz nedir, topuksuz sivri burun mu, topuklu oval burun mu. Hangi marka kazak daha kalender gösterir sosyal konumu. Etiketi görünmeyen eşarp başımızda, pantolon bacağımızda, ceket sırtımızda rahat durur mu?

 

En değerli insan yarışması yapsak, altın varaklı bardaktan su içen dudaklara; gücü cebinden taşanların altındaki asfalta eziyet, araziden firar araçlara; metalik bir canavarı andıran gökdelenlerin balkonlarından küçülmüş insanları seyre dalan bakışlara meydan okuyacak kadar pahalı mı ayakkabılarımız.

 

Yoksa hediye edilen kitapları geri çevirip “ Çalışıp kazandığım paralarla alırım kitabımı ki, yazan da, satan da kazansın, emeğe haksızlık olmasın” diyen Ali Uçar’ın gönülleri uçuran terlikleri kadar derin kıymette mi aklımız.

 

Söyleyin, nihayete varışta kendimizi bulacağımız yolculukta hangisidir hakkımız.

 

jalyan70@yahoo.com.tr


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay