19.02.2018,06:34
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Deliresim var
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
Yorucu bir günün sonunda nihayet televizyon karşısında soluklanmaktı niyetim. Haber bültenlerinin gündemi meclisteki iç güvenlik paketi dövüşmeleriydi.

Uçuşan kollar ve bacaklar, höykürüp tükürmeler, uyuyup uyanıp yumruklamalar, Karate Kid estetiğinde tekmeler savurabilmek için egzersiz tutmalar gösteriyordu ki, yasayla ilgili teorik görüşmeler tamamlanmış, öğrenmemeye mahal bırakmayan uygulamalı anlatıma geçilmişti.

 

Doğrusu ben, bundan sonra her fırsatta nasıl dövüleceğimizi, sövüleceğimizi, nasıl merdiven boşluklarında arayacağımızı fırlatılan geleceğimizi, nasıl nasıl yitireceğimizi cevapsız sorgularda benliğimizi daha ikinci dakikada kavrayıverdim. Heyhat darbelerden bir süreliğine kurtulabilmek için bayılmanın işe yaradığını da…

 

Hiç ayılmadan bayılasım var…

 

Bana mı öyle geldi yoksa o kargaşanın arasında, başparmağını avucunun içine kıvırmış, kalan dört parmağını canhıraş sallayan Orwell’mıydı? “ Beş değil, dört, dört! Unutmayın dört… her zaman dört” diye haykırıyordu. Nereden geldiklerini göremediğim Robocoplar bir anda etrafını sardılar. Önce copladılar sonra kıskıvrak bağladılar. Amirleri gibi duran, ağzından “alev”ler fışkıran yaşlı sarışın bağırdı: “Saygıyla eğilmeyi öğreneceksin!”…101 nolu odaya doğru sürüklenirken son bir gayretle çırpındı Orwell’dan geriye kalan silüet.

 

Ürperdim… Yükseklik korkum geldi aklıma… Sonra mısralarım:

Keşke kanatlarım olsaydı

Şu dağın zirvesine kadar uçup

Sonra dibe

Alabildiğine pike…

 

101’e inat zemine çakılasım var…

 

Bir vekil diğer vekili iyiliği için tokmakladı. Diğeri ilk gördüğünü Ya Allah boğazladı. Allem oldu kallem oldu on altı ağacın üzerine kan damladı. Kan birikti çoğaldı, tarihte epey yol aldı. Kralın uçkurunda pusulandı melamet, More’un direncinde adı oldu ihanet, Üstünlük Yasası’na gösterdi diye dirayet.

 

Öptü alnından celladını, yana sıyırdı sakalını; ilk kez eğdi boynunu, mutlu bozdu oyunu… Ütopya’ sına kavuştu nihayet.

Boynumu uzatıp vurdurasım var…

 

Geceye geç güne erken oldu. Çok dövüşen vekil yoruldu, az dövüşen uyudu. Akıbetini bildi millet… Dedi ki“Öncesidir ibret, belli ki bu hükümet uysa da koydu, uymasa da koydu”.

Işımaya az kaldı, bir hayli geçti vakit, heyhat Güneş her daim dakik.

 

Alaca arasından uzattı elini Campanella, gülümsedi der gibi: Güneş Ülkesindeher şey pek ama pek ala. Hadi gel, vakit geç değil hala… Ama eksik bir şey var uzanamadı elim, çünkü benim ütopyamda aşksız değil sosyalizm.

 

Sosyalist aşklara vurulasım var.

 

Duydum ki bu yasa bir miktar değişecek, vekilleri kesmedi şiddet çeşitlenecek. Big Brother fıtratına bir halk kurban gidecek.

 

Ah Erasmus, Erasmus…

 

Mutlu bir yaşam hiçbir şey bilmemekse gerçekten;

Deliliğe övgüler yağdırıp deliresim var.

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Bertolt Brecht’in 120 yaşı dolayısıyla Zeliha Berksoy müthiş bir oyun sahneye koydu: İnsan neyle yaşar?
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
En önemlisi konunun eski anlamda bir 'siyaset' tartışması olmadığını idrak etmektir.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?