24.11.2017,21:54
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Ne yoksa onu seçtim
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
Özgürlük pazarına düştü yolum geçenlerde…

Bazı özgürlükler vardı ki: bedelini ödemek, yükünü taşımak zordu ve hatta imkânsızdı. Ne bedenin, ne ruhun sığar o özgürlüğün içine. Dar gelir her yer. Ne villalar yeteri kadar büyüktür senin için, ne de köşkler. Öyle bir şişer, öyle bir boğulur ki ruhun, bin odalı sarayın olsa nafile… Dar gelir… Sığamazsın… İki yüz elli oda daha istersin.

 

Ben, üç oda bir salonun huzurlu esaretini seçtim.

 

Bazı özgürlüklerde vardı: o ne kadar çabalasa da, sen kendine konduramazsın, mümkün değil bir yerine sığdıramazsın. Sofraya aş, oğlana iş, kıza eş, çok şükür bu yıl da kömür beleş derken, insanlığına yakıştıramadığın özgürlüğünü ekmek arası yapar yersin.

 

Ben, aç kalma olasılığıma rağmen insanlığıma yakışanı seçtim.

 

Ha mesela bir de öyle bir özgürlük vardı ki çok modaydı… Fikir özgürlüğü… O herkese sığdığı gibi herkes de ona sığıyordu. Ne de olsa entel eliyle işlenmiş, kenarları da dantelliydi. Kim istemez ki, kapış kapıştı…

 

Tam “ben de alsam mı acaba” diye düşünüyordum ki: bir fikri hür, bir enteledalı çıktı, fikri hür entel edalı bir medyanın standına, “ On beş yaşındaki bir kızın altmış yaşındaki bir adamla evlenmesini olumlu buluyorum” diye zikreyledi…

 

Fikri ile yan yana dahi gelmeden büyütülen, böyle fikri hür muhterem enteller yüzünden özgürlükleri daha o yaşlarda hadım edilen çocuklarımızı düşündüm. İşte o andan sonra ne fikirler sığdı bana, ne de ben fikirlere. Nihayete şükür anladım ki, kendi kadınlığına kin gütmüş bu zehirli ağızdan sıçrayan asitli ağulara saygı duyacak kadar entel değilmişim. Hele buna fikir özgürlüğü diyecek kadar dantel hiç değilmişim.

 

Velhasıl ben, olur olmaz her fikre saygı duyan entelliği(!) değil, hakikatı arayan aydınlığı seçtim.

 

Bir de ilahi özgürlükler vardı: “En müthiş özgürlükbu, adı da günah işleme özgürlüğü, başlarken “Allah içindir” deyiver, sığdıramadığın yer varsa gününü bekleme hemen gel geri iade ediver” dediler. Öyle ulvi bir özgürlükmüş ki, cennette yüz bakire huri garantisi de verdiler.

 

Zaten cinsiyetim uymadı, “ İnsanlık içindir” diyerek sevabı seçtim.

 

Ah unuttum sanmayın, onu en sona sakladım. Tarihe sloganını “Aşkta her şey mubah” diye yazdırmış özel hayat özgürlüğü de vardı elbette. Tekerlemesi ikram edilen çiklette…

 

Ne eş tanır ne de dost, kuzudur kurdun sırtında post.

Dilinde özgürlüktür şarkı, ruhunda çalarken ihanetin marşı.

 

Hissettiğini yaşar, döktüğün yaşa takar.

Ahlak bin ömürlüye yakışır, zaarda öyle bir lüks yok.

Bir kere gaflete düşersen, onda mübahın bahanesi çok…

 

Tekerleme kafiyeliydi ama ben yine de, ruhumun ahlakından yapılmış rengarenk prangalar seçtim.

 

Özgürlük pazarına düştü yolum geçenlerde…

 

Ne karanlık odalara girdim, ne o ekmekten bir dilim yedim. Entel değilmişim onu bildim, hiç tereddütsüz cehennemi seçtim. Pazardan çıkarken son sözümü de söyledim: “ Aşk her şeyi affetmez” dedim.

Ben, o pazarda ne yoksa onu seçtim. Elim kolum doluydu…

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay