24.11.2017,21:53
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
İhanete inat cumhuriyet
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
İhanetin olduğu yerde kazanan yoktur. Edilenin- daha doğrusu izin verenin- önünde, edenin ise sonunda kaybetmeye mahkûm olduğu ve insanoğlunun oynamaktan bir türlü vazgeçmediği, en çirkin oyundur ihanet.

1904 yılında henüz genç bir subayken, defterine düştüğü notta “ Evvela maddeyi anlamalı” diyordu Mustafa Kemal Atatürk. Çünkü biliyordu: yeryüzünde uçuşan bir toz tanesinden, uzayın boşluğundaki gök taşına - hatta daha da ötesine kadar - maddeyi anlamanın gerekli olduğunu, ihanetin olduğu yerde kazananın olamayacağını anlayabilmek, anlatabilmek için.

 

İnsanoğlunun dışındaki canlı cansız her madde, her varlık, kendi varoluşunun diğerinin varoluşuna bağlı olduğunu, hiçbir oluşumun tesadüfen gerçekleşmediğini, rastgele bir dizilimin, etkileşimin olmadığını, bu yüzden kendi dengesini muhafaza etmek kadar diğerleri ile kurduğu dengeyi muhafaza etmekle de sorumlu olduğunu bilir. Bilir, var olabilmek için diğerini var etmesi gerektiğini. Bu yüzdendir ki ihanet etmez.

 

Bir tek insanoğlu bilmez onların bildiği bu hakikati. O, rivayettir ki: Kabil’den beri, varlığını diğerinin yokluğuna dövmelemiştir bir kere… Ve işte bu yüzdendir, ihanet etmeden duramaz.

Anlamıştı Mustafa Kemal, maddeyi de, maddenin içindeki insanı da. O yüzdendir: bugün hala canlı ve dipdiri kalan, ulusun sınırlarını aşıp dünyayı sarmalayan nasihatlerini o günlerde dillendirişi. Gözüyle görmüşçesine, iliklerine kadar yaşamışçasına, tek tek tespit etmişçesine, bugünün ihanetçilerine o günlerden parmak sallayışı.

 

Düşüncem odur ki: bütün bu bilişlerindendi, eş değeri bir daha doğmamış öngörüşündendi, Cumhuriyeti kurduktan sonra uzun süre yaşamayacağını, yaşatılmayacağını da bilişi.

Vakti varken ekmek istedi en bereketli tohumlarını, atmak istedi en kuvvetli temellerini cumhuriyet devrimlerinin.Kalan kısacık ömründe kurdu kalelerini ustaca. Bedenini bırakırken ölümün kucağına, yarım bıraktıklarını fısıldadı dudaklarından kederli ve usulca.

 

Ölümünün bir dakika sonrasında atılmak üzere hazırdı, cumhuriyete ve devrimlerine ilk ihanetin okları, dokuzu altı geçe hazırdı emperyalizmin kucakları, bunu da biliyordu. Bu sebeple, o gün henüz doğmamış olan bugünün gençlerine bıraktı ölümsüz hatırasını, dudağında yarım kalan mirasını.

 

Biliyordu… Hatta en çok şunu biliyordu ki: bugünün gençleri cumhuriyeti ve devrimlerini anlamak, anladıkça yaşatabilmek için evvela Atatürk’ü anlayacaklardı. Atatürk’ü anlamak için ise evvela genç subay Mustafa Kemal’i anlayacaklardı.

 

Ve nihayetinde hakikati anlamak için evvela ve evvela maddeyi anlayacaklardı...

 

Yanılmadı Mustafa Kemal Atatürk. Bugünün gençliği, varlığının diğerinin varlığına bağlı olduğu, var olmak için diğerini var etmesi, özgürce yaşamak için diğerini özgürce yaşatması gerektiği hakikati ile dimağını donatıyor, sağanak bir yağmur gibi cumhuriyetin üzerine yağan ihanet oklarına karşı, “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilmekleriyle örülmüş bilgi, ahlak, erdem ve cesaret zırhlarını kuşanıyor ve birleşerek, çoğalarak, el ele, yürek yüreğe tüm dünyaya haykırıyor.

 

 “ Özgürlük ve bağımsızlık bizim karakterimizdir. Cumhuriyeti sen kurdun, bizler yaşatacağız!”…

 

Kutlu olsun hepimize 91. yılımız.

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay