24.11.2017,21:54
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Saç sesi
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
“Bir kadının neresinden tahrik olursunuz?” sorusunu 100 erkeğe sorsak en popüler cevap ne olur dersiniz ?

Göğüsleri

Kalçası

Bacakları

Gözleri

Dudakları…

 

Bahse girerim en az duyacağımız, belki de hiç duymayacağımız cevap “saçları” olacaktır.

Oysa hepimiz inandık, inandırıldık kadınından erkeğine, çoluğundan çocuğuna, din alimlerinden bilim insanına kadar, kadın saçının tahrik edici olduğuna. Teli uçuşsa rüzgârdan, salyaların akacağına. Her kökte gizlenmiş şeytanın, erkeğin gözlerinden aklına, aklından uçkuruna süzülüp onu ahlakından, erdeminden, iradesinden koparıp masumiyetini çalacağına.

 

Kadınsak, şeytana aldanıp kendisini ve erkeğini cennetten kovdurmanın ezikliği ve utancı; erkeksek, şeytanla işbirliği yapan kadın tarafından aldatılmanın öfkesi ile inandık en çok da.

Her şey apaçık ortada idi, düşünemedik o yüzden başka türlü. Oysa ne diyordu SherlockHolmes “ Hiçbir şey apaçık ortada görünen kadar aldatıcı değildir.”

 

Evet, hiçbir şey apaçık dillendirilen “Kadının saçı erkeği tahrik ettiği için örtülmelidir” öğretisi kadar aldatıcı değildir.

 

Kadını susturmanın, susması gerektiğine, hatta düşünmesinin bile sakıncalı olduğuna inandırmanın en sinsi yoludur, en etkili yoludur saçını örtmek, içinde tehlikeli beyninin olduğu başını sıkı sıkıya kapatmak. Düşünceleri fırlayıp da evrene yayılamasın diye.

Düşünendir kadın, düşündüğünü de söyleyen… Aklından geçeni hayata geçiren… En çok da eğiten, yetiştirendir. Yaratır, yaratıcıdır kadın…

 

Duygularını, istediklerini - istemediklerini, arzu ettiklerini - etmediklerini, bildiklerini -bilmediklerini, sınırlarını – tavizlerini sözlerinin afaki kaldığı yerde bedeninde dillendirir, imla imla vurgular. En çok, en güzel öyle anlaşılır kadın, öyle keşfedilir derinliklerinde.

Bedenine hükmeder kadın, en çok da saçlarına. Bacaklarını uzatıp kısaltamaz, göğüslerini, kalçalarını en fazla daraltıp genişletebilir, gözlerine ve dudaklarına renk kondurmaktan öteye gidemez belki ama saçlarında sınırsız yaratıcıdır.

 

İncindiğinde, çok üzüldüğünde, bazen kızdığında “işte böyle yaktın canımı” deyip, kesiverir bir anda acımadan upuzun saçlarını, sevgiyleokşandıkça yeniden yeşerip uzayacaklarına olan inancını yitirmeden. Erkeğe verdiği yeni bir şans, açtığı yeni bir yoldur köklerine serptiği umutlar.

 

İndirmişse o gün omuzlarındaki yüklerini, özgürlüğe açmışsa ruhunu, toplasa da dağınıktır saçları. Güvenir rüzgarın yön verişindeki bilgeliğe.

 

Gün gelir omuzlar hayatı her zamankinden daha fazla. Sıkı sıkıya topladığı topuzunu vuruverir masaya:sokakta, evde, markette, ofiste, okulda, kürsüde, mecliste. Geçit vermez zulme, haksızlığa, bilgisizliğe…

 

Bazen dokunmaz saçına düşen aklara, yaşama verdiği takdir edilmemiş emeklerini sergiler mağrurca.

 

Neşelidir kimi gün, döküverir omuzlarına buklelerini. Sunmak ister neşesini etrafına ışıl ışıl parlasın diye.

 

An gelir “saçı uzun aklı kısa” diyenlere inat ense traşı yapar, “var mı başka bahanen” diye haykırırcasına. Ne büyük hatadır aklını küçümsemek kadının ama küçümsemenin aslı korkmaktır, bilir bunu da kadın. Yüzleştirir korkularınla anlamazsın.

 

Depresyonda ise, dertlerinin içinde sıkışmışsa anlarsın ışığı sönmüş, özensiz saçlarından. Çekinmez, koyar gözünün önüne meramını. Hapseder saç parmaklıklar arasına kendini, hazır olduğunda imzalayacağı tahliye kağıdını avucundan bırakmadan.

 

Bir gün sıradan tarar zülfünü. “Kendi halimdeyim ilişme ey sevgili” diye incitmeyen duvarlar örer, dingin içe dönüşlerin özlemiyle.

 

Konuşur kadın… Düşündüğü için, söyleyecek sözü olduğu için. En çok da saçları ile konuşur, avaz avaz, bilge bilge, bildire bildire…Çoğu zaman kendi de farkında olmasa bile.

 

Ve tahammülsüzdür, korku doludur bazıları bu yüzden kadının saçından dökülen sözlere. Kimbilir belki en iyi onlar duydukları içindir, pür dikkat kadın kesilmekten.

 

O halde susturulmalı kadın, ifadesizleştirilmeli hatta düşünmemesi öğretilmeli ki yetmez, inandırılmalı. Hazır ilk varoluşun ezikliği, suçluluğu benimsetilmişken.

 

Ve bu yüzden “Yılanın başı küçükken ezilmeli”, “Ağaç yaşken eğilir”e inat…

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 

 

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay