24.11.2017,21:52
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Taşeronu taşlamak
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
Omuzlarına kadar gömülüydü Soraya. Zina yaptığı iddiası ile taşlanarak ölmeye mahkum edilmişti. İlk taşı kocası ve çocukları attı kaideler gereği.

Kuzguni renkteki uzun saçlarının arasından fışkıran kanlar, toprağın alnını bir utanç kızıllığına boyadı önce, sonrameşrulaştı tüm gayri meşrular Soraya’nın ölümünde.

 

İran’da yaşanan gerçek bir öyküyü anlatıyor “ Soraya’yı Taşlamak” filmi. İzlerken hissettiğim dehşeti azaltan tek şey, ülkemde yaşanmayacağına olan inancımdı. Ta ki Soraya’nın son bakışındaki çaresiz kabullenişi, Zafer’in son fotoğrafındaki gözlerinde görene kadar.

28 yaşında hayalleri olan bir gençti Zafer Açıkgözlü.

 

Yaşamak, sevdikleriyle mutlu olmak, evlenmek, çocuk sahibi olmak istiyordu. Öyle diyordu bıraktığı mektupta. Ama hayallerine ulaşmak için önce iş bulması, kendi deyimiyle ekmek parasını kazanması gerekiyordu. İstisnasız herkesin en asgaride hak ettiği sıradan, iddiası olmayan bir hayaldi onunkisi.

 

En donanımlı, vasıflı insanların bile işsiz kaldığı bu dönemde Çapa Tıp Fakültesi’nde taşeron işçisi olarak işe başladı. Çok çalışıp az kazansa da, sosyal ve insani haklarından mahrum bırakılsa da ekmek kapısı bulduğu için sevinçliydi. Üstüne vazife olmayan işlere de razı bırakılmıştı, hayallerine kavuşabilmenin umuduyla. Belki de, bu kadar korumasız, tek başına bırakılacağını düşünemeyecek kadar iyi niyetleri vardı hala.

 

Bir yıl önce İSKİ’nin temizlemesi gereken lağımı temizlemeye zorlandı. Omuzlarına kadar lağıma gömüldü Soraya misali veilk taşı onu bu göreve zorlayanlar attı böylece. Vücuduna giren enfeksiyonla önce karaciğerini, sonra hayallerini, iki hafta önce de hayatını kaybetti.

 

“Biliyorum arkamdan iki gün ağlayıp üçüncü gün unutacaksınız. Hayatınıza hiçbir şey olmamış gibi devam edeceksiniz. Benden önce her yıl iş kazalarında ölen 1500 işçi gibi. Soma’da ölen 301 maden işçisi gibi. Şimdi diyorum ki, ‘İş buldum, ekmek buldum’ diye sevinirken güvenlik önlemlerinin alınmamasından, gerekli eğitimin verilmemesinden, altyapı eksikliğinden canımdan oldum. Çalışma Bakanlığıyetkilileri başta olmak üzere, tüm sorumluların yasalarca cezalandırılması en büyük dileğimdir. Ceza alsınlar ki tekrar aynı hatalar yaşanmasın. Güle güle...”

 

“Allahaısmarladık” değil, “Güle güle” diyordu bıraktığı mektubun sonunda. Bocaladım, karar veremedim: Zafer miydi, geride bıraktığı hayat, insanlık mıydı veda eden, yitip giden. Kim gidiyor, kim kalıyordu çözemedim.

 

Takıldım son sözlerine bir de son fotoğrafındakigözlerine.

 

İnsanca yaşayabilmenin hayallerinden dahi uzak düşmüş, sosyal güvencesinden, emniyetinden, hakkından, sağlığından, sadece karnını doyurabilmenin, sokakta kalmamanın telaşıyla vazgeçmiş binlerce işsiz için bir umut(!) kapısı; kriz fırsatçılığında rakip tanımayan şirketler için maliyetleri düşürmenin, az vererek çok kazanmanın bulunmaz kaftanı olan taşeronluk sistemi, toplumun kaderine musallat edilmiş ekonomik buhranların yarattığı gayri meşru ilişkilerden başka bir şey değil aslında.

 

Hem de öylesine iştah kabartan bir gayri meşruluk ki, kendi ayağıyla gelen küçük gelinlere çözülür gibi çözüldü uçkurlar yıllarca sektör sektör. Yılın ilk ayında kıyılıp, son ayında boş olan muta nikahlarında hiç edildi mehirler.

 

Köle pazarlarında alınıp satıldılar, ölesiye çalıştırıldılartaşeron köleler, neredeyse boğaz tokluğuna. Biraz özgürlük diyerek başkaldırdıklarında taşlandılar, biraz daha sabredemeyip öldüklerinde ise suçlandılar. Bir cüzzamlı gibi dışlandılar, dışlandıkça da bir cüzzamlı gibi öldüler.

 

Sayıları milyonları buldu taşeron kölelerin, hatta çoktan geçti. O iştah kabartan gayri meşru oynaşmalar ise çoktan zevk olmaktan çıktı, toplumun içine doğru kanayan kapanması zor yaralara, efendilerin başını ağırtan deşifre zinalara dönüştü.

 

Şimdilerde taşeronu taşlayacak, tüm gayri meşruları meşrulaştıracak torba torba taş yasalar, fırlatılacakları günü bekliyorlar meclisin başköşesinde.

 

Onlar bekleyedursunlar, ben takılıyım hala Zafer’in son sözlerine.

Bir de fotoğrafındaki Soraya gözlerine.

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay