24.11.2017,21:54
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Tarihi boşayın tekerrürden
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
Günlerdir farklı bir konuyu yazmak için kalemi her elime alışımda bir kor düştü kağıda. Ne elim kaleme sevdalandı ne de gönlüm sözcüklere.

 

Tarihin, üzerine kan düşmemiş sayfası var mı bilmiyorum. Bildiğim, uzun zamandır olmadığı. Gün olmuyor ki, yüzümüze uzaktan yakından ama illa ki bir yerlerden sıçrayan kan ile uyanmayalım. Yurdu ayrı, adı ayrı, dili ayrı, dini ayrı ama kaç yerden keserseniz kesin her kanın tadı aynı.

Ölümün bile adını vermekten imtina ettiği, katliamın dahi “Ben bile bu kadar insafsız değilim” diyerek üstüne almaktan utanç duyduğu vahşi kıyımların hangisinin acısı daha az değer insana, hangisi daha az yakar canı.

Hangi gerekçe vardır ki bir çocuğun gözlerini söndürecek, etlerini paramparça edecek kadar gerçek, onun bir avuç kanında yıkanacak kadar masum olsun.

Evet, bahsi getireceğim yer Filistin. Ne bir eksik ne de bir fazla, tam da aynı oranda, IŞİD canileri tarafından vahşice kıyılan Türk soydaşlarımız kadar, Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da, Bosna Hersek’te, Yugoslavya’da, Ukrayna’da veya dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir tarihte kıyım kıyım kıyılan canlar kadar can yakan Filistin. Hangisi bir diğerini yenecek kadar floş royal. Hangisi acı duymadan kesebileceğimiz bir parmak.

Eh madem hepsi aynı ise neden şu anda Filistin? Tek bir sebebi var bugün, şu anda Filistin’i öne almamın. Tek bir fark var bu acıya katmer vuran, tarihi tekerrür sevdasında mecnun kılan.

Yıllardır yapılan her Filistin katliamının ardından dinleyip okuduğum gibi bugün de elemle dinledim, kederle okudum: Filistin’in aslında Osmanlı’ya ve İslamiyet’e olan ihanetinin bedelini ödediğini. Bu katliamın aslında tarihin bir intikamı olduğunu. Hani neredeyse hak ettiklerini. Elemle dinledim, kederle okudum.

İlk taşı kim atıyor her seferinde, en masum olanımız mı? Hangimiz bu sözleri söyleme hakkına sahip olacak kadar kendi geçmişimizle bu şekilde yüzleştik. Bırakın kanlı, bombalı davaları: Hangimiz bir kedere, zulme düştüğümüzde kendi şahsımızda bir bedel ödediğimize inandık ki aile mirası bedellere inanalım.

Hangimiz babasının, hayalleriyle oynayıp da yüzüstü bıraktığı gençlik aşkından kendi adımıza özür diledik. Daha bugün fütursuzca yere attığımız bir çöp parçasının, ileride dünyanın öbür ucunda yaşayacak bir canlının ölüm fermanı olduğunun kaçımız farkında. Bu arada, hiç yıllar önce ölmüş büyük büyük dedesinin kalmış borcunu araştırıp da ödeyen var mı aramızda…

Elemle dinledim, kederle okudum…

Bu elem ve kederden anladım ve öğrendim ki: dili, dini, ırkı, rengi ne olursa olsun herhangi bir katliama tarihsel bir gerekçe atfeden her zihniyet, eninde sonunda sadece kendi lehine hareket eden faşizmini yaratacaktır. Bu karanlık düşüncenin söyleyeceği hiçbir insanlık değeri maksadına ulaşmayacaktır. Yeni kıyımların döllendiği rahim olmanın utancından başka bir şey bırakmayacaktır kendisinden geriye. Haklı veya haksız her sebep, “ Yurtta sulh, dünyada sulh” çağrısına düşen bir ateş topuna dönüştürecektir kendisini.

Tarihi yok saymak bahisli olamaz elbette maksadım. Aksine var olmalı, yaşamalı tarih. Ama tarihin bu kanlı sayfaları bugüne ve geleceğe evrilen intikam, toplumları birbirine kıydıran kin değil, geleceği bunların tekerrüründen muhafaza eden ibret öğretiler olarak var olmalı.

Tarihi tekerrürden boşayın artık, geleceğin güzelliği solup gitmeden.

jalyan70@yahoo.com.tr


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay