22.02.2018,02:08
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Kumbara
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
Kurban bayramından birkaç gün öncesiydi. Kendi yaptığım şampuanı hoş kokularla bezeyecek çiçek yağlarından almak için Mısır Çarşısı’nın koridorlarında dolaşıyorduk.

Giriş ve çıkış kapılarındaki güvenlik kontrolleri artık güven içinde kalabalıklaşamayacağımızı hatırlatsa da, çarşının baharat kokularıyla gizemlenen ışıltısı davetkarlığında ısrarcıydı. Yine de, hele ki bayram öncesi umduğumuz kalabalıktan eser yoktu. Alışık olmadığımız sakinlik rahatlatıcıdan öte endişe vericiydi.

 

Esnaf ile vatandaşın birbirine değen kaçamak bakışlarındaki gizli hayıflık, bırakın günlük yaşamın, bayramların bile coşkusunu giderek daha çok kaybedişinin sessiz çığlıkları gibiydi. Keyifsiz, ağdalı yürüyüşler, bugün kredi kartlarına mucize(!) beklentisi ile eklenen taksitlerde can bulamayacak kadar bitkindi.

 

“Vatandaşta para yok” diyordu esnaf, sabah izlediğim televizyon haberinde. Uzmanların, anlamlarını dahi bilemediğimiz terimlerle saatlerce anlattığı, sayfalarca yazdığı ekonomimizin durumu aslında bu kadar netti. İşin özü “Vatandaşta para yok” tan ibaretti.

 

Yeni Cami’yi geride bırakırken, “nimetlerinden uzak düşürülmüş varlık” gerçekliği, güneşin sıcaklığından daha yakıcı düşüyordu zihinlerimizin çıplaklığına. Caminin merdivenlerinde tek tük yem aranan güvercinler de payelerine düşeni almış görünüyorlardı. Çoktan karışmışlardı sanki insanın yaşam kavgasına.

 

Güneşe rağmen, umutsuzluk rüzgârıyla üşüyen ruhlarımızın bir cenin pozisyonu arayışı gözlerimize yansımış olsa gerek;“İçeri buyurun, müzemizi gezebilirsiniz” davetiyle irkildik. Bir el ses oldu, aktı içimize ılık ılık. Tarihin eşsiz yolculuğunda şifalanacaktık, henüz kapıdan girerken anladık.

 

Atatürkbüstünün (Atatürk’ün yapılan ilk büstü olduğunu müzenin görevlilerinden öğrendik) yanındaki sağlı sollu merdivenleri usul bir heyecanla çıkarken, Cumhuriyetin ilk bankasının kuruluşundan bu yanaki tarihsel devinimini gösteriye sunmaktançok daha fazlasına niyetliydi İş Bankası Müzesi.

 

Binanın duvarlarına sinmiş tarih kokusuyla buram buram sarmalandık, zamandan koptukça mekândan, mekândan koptukça zamandan uzaklaştık. Her odada bugünü umutla dokuyan bedensiz ruhlarla selamlaştık. Daktiloların tuşları, görünmeyen parmakların dokunuşlarında kıkırdadı, santralin kabloları bir uzaktakini diğer uzaktakine bağladı. Ah işte o,çocukluğumun kumbaraları… içine sakladığım kuruşlar şıkırdadı.

 

Büyük Taarruz ’un ikinci yıl dönümünde kurulmuş (26 Ağustos 1924) İş Bankası, ilk hesabını Türkiye Büyük Millet Meclisine, ikinci hesabını Mustafa Kemal Atatürk’e açmış.  Küçük tasarruflarla büyük yatırımlar, büyük yatırımlarla “kendi kendine yeten bir Türkiye” için, askeri zaferi kalıcı kılacak iktisadi zaferin neferi olmuş. Zamanımızın neon ışıklarıyla bezeliglobal oyun parkının liberal ve emperyal salıncaklarında sallanıyor mu sallanmıyor mu bilmiyorum ama, bugün sigorta şirketlerini BES’lemekten öte gitmeyen tasarruf politikalarındaki kabuklaşmış kiri düşündüğümde, her doğumun saflığı ve samimiyetine gark oluyor neferliğindeki ilk niyet.

 

Tarihin dinlendiren yolculuğunun üzerimize sinen huzuru ile Türk kahvelerimizi yudumladık, bir çay bahçesinin betonlaşmış avlusunda. Bir gözümüz yudumlarken dudağımızı yakan kahve fincanında, bir gözümüz müzeden çıkarken aldığımız kataloğun çeviregeldiğimiz sayfalarında.

 

Yirmi beşinci sayfada takıldı gözlerim. “Gaziantep’ten kumbara ikramiyesi kazanan talihli-10 Nisan 1933” dip notlu fotoğrafın üzerinde dolaştı.

 

Yetişkinliğinin başlarında genç bir kadın, mevsim henüz üşütüyor ki üzerinde paltosu, boynunda kaşkolü, eldivensiz elleri önünde, parmaklarıyla kavramış kumbarasını. Bugüne öylesi uzak ki fotoğraf, hala takılı gözlerim.

 

“Yokken daha mı mutluyduk”… Kendiliğinden döküldü sözlerim.

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye reel sektör bazında konsantrasyonunu ihracata bağlamış durumda. Elbette bunun önemini yok sayacak değilim.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?