24.11.2017,21:54
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Kumbara
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
Kurban bayramından birkaç gün öncesiydi. Kendi yaptığım şampuanı hoş kokularla bezeyecek çiçek yağlarından almak için Mısır Çarşısı’nın koridorlarında dolaşıyorduk.

Giriş ve çıkış kapılarındaki güvenlik kontrolleri artık güven içinde kalabalıklaşamayacağımızı hatırlatsa da, çarşının baharat kokularıyla gizemlenen ışıltısı davetkarlığında ısrarcıydı. Yine de, hele ki bayram öncesi umduğumuz kalabalıktan eser yoktu. Alışık olmadığımız sakinlik rahatlatıcıdan öte endişe vericiydi.

 

Esnaf ile vatandaşın birbirine değen kaçamak bakışlarındaki gizli hayıflık, bırakın günlük yaşamın, bayramların bile coşkusunu giderek daha çok kaybedişinin sessiz çığlıkları gibiydi. Keyifsiz, ağdalı yürüyüşler, bugün kredi kartlarına mucize(!) beklentisi ile eklenen taksitlerde can bulamayacak kadar bitkindi.

 

“Vatandaşta para yok” diyordu esnaf, sabah izlediğim televizyon haberinde. Uzmanların, anlamlarını dahi bilemediğimiz terimlerle saatlerce anlattığı, sayfalarca yazdığı ekonomimizin durumu aslında bu kadar netti. İşin özü “Vatandaşta para yok” tan ibaretti.

 

Yeni Cami’yi geride bırakırken, “nimetlerinden uzak düşürülmüş varlık” gerçekliği, güneşin sıcaklığından daha yakıcı düşüyordu zihinlerimizin çıplaklığına. Caminin merdivenlerinde tek tük yem aranan güvercinler de payelerine düşeni almış görünüyorlardı. Çoktan karışmışlardı sanki insanın yaşam kavgasına.

 

Güneşe rağmen, umutsuzluk rüzgârıyla üşüyen ruhlarımızın bir cenin pozisyonu arayışı gözlerimize yansımış olsa gerek;“İçeri buyurun, müzemizi gezebilirsiniz” davetiyle irkildik. Bir el ses oldu, aktı içimize ılık ılık. Tarihin eşsiz yolculuğunda şifalanacaktık, henüz kapıdan girerken anladık.

 

Atatürkbüstünün (Atatürk’ün yapılan ilk büstü olduğunu müzenin görevlilerinden öğrendik) yanındaki sağlı sollu merdivenleri usul bir heyecanla çıkarken, Cumhuriyetin ilk bankasının kuruluşundan bu yanaki tarihsel devinimini gösteriye sunmaktançok daha fazlasına niyetliydi İş Bankası Müzesi.

 

Binanın duvarlarına sinmiş tarih kokusuyla buram buram sarmalandık, zamandan koptukça mekândan, mekândan koptukça zamandan uzaklaştık. Her odada bugünü umutla dokuyan bedensiz ruhlarla selamlaştık. Daktiloların tuşları, görünmeyen parmakların dokunuşlarında kıkırdadı, santralin kabloları bir uzaktakini diğer uzaktakine bağladı. Ah işte o,çocukluğumun kumbaraları… içine sakladığım kuruşlar şıkırdadı.

 

Büyük Taarruz ’un ikinci yıl dönümünde kurulmuş (26 Ağustos 1924) İş Bankası, ilk hesabını Türkiye Büyük Millet Meclisine, ikinci hesabını Mustafa Kemal Atatürk’e açmış.  Küçük tasarruflarla büyük yatırımlar, büyük yatırımlarla “kendi kendine yeten bir Türkiye” için, askeri zaferi kalıcı kılacak iktisadi zaferin neferi olmuş. Zamanımızın neon ışıklarıyla bezeliglobal oyun parkının liberal ve emperyal salıncaklarında sallanıyor mu sallanmıyor mu bilmiyorum ama, bugün sigorta şirketlerini BES’lemekten öte gitmeyen tasarruf politikalarındaki kabuklaşmış kiri düşündüğümde, her doğumun saflığı ve samimiyetine gark oluyor neferliğindeki ilk niyet.

 

Tarihin dinlendiren yolculuğunun üzerimize sinen huzuru ile Türk kahvelerimizi yudumladık, bir çay bahçesinin betonlaşmış avlusunda. Bir gözümüz yudumlarken dudağımızı yakan kahve fincanında, bir gözümüz müzeden çıkarken aldığımız kataloğun çeviregeldiğimiz sayfalarında.

 

Yirmi beşinci sayfada takıldı gözlerim. “Gaziantep’ten kumbara ikramiyesi kazanan talihli-10 Nisan 1933” dip notlu fotoğrafın üzerinde dolaştı.

 

Yetişkinliğinin başlarında genç bir kadın, mevsim henüz üşütüyor ki üzerinde paltosu, boynunda kaşkolü, eldivensiz elleri önünde, parmaklarıyla kavramış kumbarasını. Bugüne öylesi uzak ki fotoğraf, hala takılı gözlerim.

 

“Yokken daha mı mutluyduk”… Kendiliğinden döküldü sözlerim.

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 1 | Onay Bekleyen Yorum 0

Cemil Cahit Özdilek

Jale dost, bu nasıl keyifli bir anlatımdır böyle?!.. Hem çocukluğuma geri döndüm, hem de göz pınarım da bir damla yaş oldu da bir türlü akamadı.. Şimdi, aynı lezzette bir paylaşım daha bekliyorum. Yoksa o bir damla yaş hep orada kalacak.. :(
26.9.2016 22:31:54


YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay