17.10.2017,16:00
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Manşet: Tokat manyağı
10122013-cetin-unsalan-160854.jpg
ÇETİN ÜNSALAN
1989 yılında Turgut Özal Cumhurbaşkanı iken hükümeti kurma görevini Yıldırım Akbulut’a verir.

Akbulut, Meclis’te yaptığı konuşmada Süleyman Demirel’i kast ederek, kendisini barajlar kralı olarak nitelendirenlerden bile çok baraj yapacağını beyan eder.

 

Bunun üzerine Süleyman Demirel sataşma olduğu gerekçesiyle söz ister ve adı zikredilmediği halde kendisine söz verilince de şunu söyler: “Az önce buraya çıkan zat, milimetreküp ile metreküp arasındaki farkı açıklasın, siyaseti bırakacağım.”

 

Meclis Başkanı, Hukukçu Başbakan Akbulat’a cevabı olup olmadığını sorar ve yanıt yoktur. Barajların olup olmaması meselesini bir kenara bırakırsak, bu anekdot siyasetin güzel bir örneği olduğu kadar, had aşımına verilen de naif bir yanıttır.

 

Peki bunu niye anlattım? Rasyonellikten uzaklaşmış, yandaşlığın geldiği son noktayı manşet yapmış bir haber sitesinin yorumu üzerine ilk aklıma gelen buydu. Manşet şu: “Türkiye büyüme oranlarıyla uluslararası kuruluşları tokat manyağı yaptı.”

 

Şimdi ben de rahmetli Demirel gibi çıkıp: Bu haberi yazan zat, büyüme ile kalkınma arasındaki farkı açıklasın, mesleği bırakacağım mı diyeyim? Gerçekten açıklarsa, bu manşeti atmamış olması gerekirdi. Açıklayamazsa da bilmediği konularda haber yapmamış olması lazım gelirdi.

 

Son derece seviyesiz, ekonomik rasyonellikten uzak, birilerine yaranıp, iki tane ilan düşürme sevdasıyla sergilenmiş bu tavra nasıl habercilik diyeyim? Ankara ile aynı dili konuşmayı gazetecilik zanneden bu tayfa, ülkeye en büyük yalanları bile söylemekten kaçınmıyor.

 

Daha kötüsü, muhtemelen iki gün öncesine kadar da, yani adamlar burada parayı kazandıkları için, bol keseden not dağıtırken de Ankara’ya paralel övgüler saçıyordu.

 

İşin iktisadi tarafına ve analizine girmeyeceğim bile... Sık sık yazıp çiziyor, ekrandan bunları anlatıyoruz zaten. İçimi yakan bu yalanlara ortak olanların gazeteci diye ortada gezmesi.

 

Fakat şuradan çok net söyleyeyim: Bir gün sokaktaki insanların gözlerine bakacak yüzünüz olmayacak. Çok yazık… Sokaktaki vatandaşa gelince… Onun yanıtını da Nazım Hikmet şu dizeleriyle veriyor:

 

“…Bu dünya öküzün boynuzunda değil,
bu dünya ellerinizin üstünde duruyor.
Ve insanlar, ah, benim insanlarım,
yalanla besliyorlar sizi,
halbuki açsınız,
etle, ekmekle beslenmeye muhtaçsınız.
Ve beyaz sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya,
göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan...”

 

cetinunsalan@yahoo.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Türkiye’nin işsizlik rakamları açıklandı. Hiç oran tartışmasına girmeyeceğim. Son bir yılda tüm zoraki, işsiz adamı işsiz saymama gibi uygulamalara rağmen iki haneye oturduğu görülüyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
“tüketim kölelik ise, üretim özgürlüktür”
Haziran 2017’de İsviçre’de yapılan Kıbrıs Konferansından yine bir sonuç çıkmadı.
Bülent Ecevit; 1980 ihtilâlinin ardından Hamzakoy’ da “misafir” edildi. Sonrasında siyasi yasaklı olduğu için geçim sıkıntısına düştü.
Bu yazımızda günümüz endüstriyel süper lig futbolundan uzaklaşıp şu anda sorunlarla boğuşan, Türkiye’nin batıya açılan kapısı Trakya’nın futbol gündeminden bahsedeceğim.
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
Avrupa'daki Türkiye itibarının kötüye gitmesinde Türkiye'deki iktidarın politikaları temel rol oynuyor.
Ülkemizde yapılan barajların ölü hacimleri, faydalı hacimlerinden fazladır.
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay