15.12.2017,07:31
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
'Vergi reformunun ortalama etkisi; yüzde 1,3'le sınırlı kalacak'
ABD Başkanı Donald Trump'ın en önemli seçim vaatleri arasında yer alan vergi reformunu bu yıl bitmeden imzalamasına fazla şans verilmiyor.
Başkan seçilmesinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen Kongre'nin onayı gereken hiçbir yasayı hayata geçiremeyen ABD Başkanı Trump, yaşadığı hayal kırıklıklarını vergi reformuyla telafi etmek istiyor.
 
Cumhuriyetçi Parti'nin gelecek yıl yapılacak ara seçimlerde göstereceği performans açısından da büyük önem taşıyan vergi reformuna yönelik girişimler özellikle son günlerde hız kazandı.
 
Buna karşın, Kongre'nin iki kanadında aralarında belirgin farklar bulunan iki ayrı tasarının hazırlanması yasama sürecinin uzama ihtimalini gündeme getirdi
ABD Temsilciler Meclisi ve Senato'daki Cumhuriyetçilerin hazırladıkları farklı tasarıların onaylanmasından sonra uzlaşma sürecini başlatarak tek bir yasa teklifi üzerinde anlaşması gerekiyor.
 
Belirli kurallar çerçevesinde gerçekleştirilebilen uzlaşma uygulaması, vergi tasarısının ABD Senatosu’ndan 60 oy yerine 51 oyla, yani Demokratların desteğini almadan, geçebilmesini sağlayacak.
 
Öte yandan, vergi reformuna yönelik ilk oylamanın bu hafta bitmeden yapılması planlansa da uzmanlar tasarılara yönelik uzlaşma sürecinin Noel tatiline girmeden sonuçlanmasının olası olmadığını öngörüyor. Dolayısıyla, Trump'ın Beyaz Saray'daki ilk yılını vergi reformuyla taçlandırması zor olacağa benziyor.
 
İki tasarı arasındaki uyuşmazlıklar 
Cumhuriyetçilerin hazırladığı mevcut tasarılar arasında uzlaşmaya varmaları gereken altı farklı başlık bulunuyor.
 
İki tasarı arasında en belirgin uyuşmazlık; gelir vergisi dilimleri ve kurumsal vergi indirimlerinin zamanlamasında ortaya çıkıyor. Senato'nun tasarısı, Beyaz Saray'ın istediğinin aksine kurumsal vergilerin yüzde 35'ten 20'ye, 2019'dan itibaren indirilmesini içeriyor.
 
Temsilciler Meclisi'nde oylanması beklenen tasarı ise; söz konusu indirimin 2018'de başlamasını öngörmekte. Cumhuriyetçi senatörlerin tasarısı, bireysel gelir vergisi oranlarının 7 ayrı dilimde (farklı gelir gruplarına göre yüzde 10, yüzde 12, yüzde 22.5, yüzde 25, yüzde 32,5, yüzde 35 ve yüzde 38,5 olmak üzere) kalmasını kapsıyor. ABD Temsilciler Meclisi'nde görüşülen yasa teklifi, bireysel gelir vergisi oranlarının, yüzde 12, 25, 35 ve 39,6 olmak üzere 4 dilime indirilmesini içeriyor.
 
Ülkede, mevcut durumda uygulanan bireysel gelir vergisi oranları yüzde 10, 15, 25, 28, 33, 35 ve yüzde 39,6. Beyaz Saray, gelir vergisi oranlarının sayısının azaltılmasına yönelik girişimleri vergi sistemini sadeleştireceği gerekçesiyle desteklemişti.
 
Senato ve Temsilciler Meclisi'nin vergi tasarıları arasındaki bir diğer önemli farklılık yerel vergileri ilgilendiriyor. Hem Senato'nun hem Temsilciler Meclisi'nin tasarısı, federal vergiye ek olarak ödenen yerel vergilerin tamamen iptal edilmesini amaçlıyor. Buna karşın, Temsilciler Meclisi'nde görüşülen yasa teklifi ise; eyaletlere ödenen gayrimenkul vergilerinin, federal gelir vergisinden kesilmesine 10 bin dolara kadar izin veriyor. Şu anda yerel vergilerin federal gelir vergisinden düşülmesine yönelik herhangi bir limit bulunmuyor.
 
Diğer taraftan, ABD Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçilerin önergesi veraset vergisinin 2023 itibarıyla tamamen kaldırılmasını teklif ediyor. Senato'nun tasarısı ise; veraset vergisinin sürmesini öngörüyor.
 
İki tasarı konut kredisi faizine yönelik vergi kesintileri konusunda da birbirinden ayrılıyor. Cumhuriyetçi senatörler, değeri 1 milyon dolara kadar olan ev alımlarına uygulanan mortgage faizi vergi indirimine dokunulmamasını hedeflerken, Temsilciler Meclisi'ndeki meslektaşları ilgili indirimin sadece değeri 500 bin doların altında kalan evlere tanınmasına izin veriyor.
 
Ayrıca,Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçilerin tasarısı bazı tıbbi harcamaların gelir vergisinden düşülmesini önlemeyi hedefliyor. Senato'da görüşülen tasarı ise tıbbi kesintiler açısından herhangi bir değişiklik içermiyor.
 
Orta sınıfı destekleyip desteklemeyeceği meçhul
 
Vergi reformuna ilişkin bir diğer soru işareti ise; vadedildiği gibi orta sınıfı destekleyip desteklemeyeceği… Trump yönetimi ve Cumhuriyetçiler, en önemli hedeflerinin orta gelirli mükelleflerin vergi yükünü azaltmak olduğunu savunuyor.
 
Buna karşın, bazı araştırmalar görüşülen vergi tasarılarının orta sınıftan ziyade en zengin Amerikalılara yarayacağına işaret ediyor. Örneğin, vergi alanındaki en etkili düşünce kuruluşlarından Vergi Politikaları Merkezi’nin ABD Temsilciler Meclisi’nde görüşülen tasarıya yönelik analizlerine göre, ilgili yasa teklifinin mevcut haliyle yasalaşması halinde ülkedeki en zengin yüzde 1'lik kesim yüzde 22 daha az vergi ödeyecek. Diğer gelir gruplarındaki mükelleflerin ortalama vergi kazancı ise; yüzde 1.5 ile sınırlı kalacak.
 
"Asıl etkisi GSYH’deki artıştan kaynaklanacak"
 
Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Gary Hufbauer, ABD Temsilciler Meclisi ve Senato'da görüşülen tasarıların ülkedeki orta sınıfa vergi oranlarındaki değişimden ziyade büyümedeki artış sayesinde fayda sağlayacağını söyledi.
 
Tartışmaların şu anda değişen vergi oranlarının farklı gelir gruplarını ortalama ne kadar etkileyeceğine odaklandığını belirten Hufbauer, ''Vergi oranlarındaki değişikliklerin ortalama etkisi, düzeltilmiş gelirin yüzde 1,3'ü civarında olacağından sınırlı kalacak'' değerlendirmesini yaptı.
 
Vergi reformunun orta sınıfa asıl etkisinin gayri safi yurtiçi hasıladaki (GSYH) artıştan kaynaklanacağını belirten Hufbauer, şunları kaydetti:
 
"Vergi reformunun büyümeye yönelik etkileri tamamen kurumsal vergi indiriminden kaynaklanacak. Kongre Bütçe Ofisi, mevcut vergi sistemi değişmezse gelecek 10 yılda ortalama yüzde 1,8 reel büyüme öngörüyor.
 
Önerilen yasa tasarısının ortalama büyüme oranını en az yüzde 2'ye, hatta belki yüzde 2,2'ye, yükseltmesi mümkün. Bu yıllık bazda küçük görünebilir ancak on yıl içinde biriken kazançlar büyük fark yaratacaktır."
 
Cumhuriyetçilerin farklılıklara rağmen konsensüse ulaşacağını düşünen Hufbauer, yasalaşan tasarının şu an Senato'da görüşülen önergeye daha yakın olacağını ifade etti.
 
Hufbauer, buna karşın, vergi reformunun vadedildiği gibi yıl sonundan önce yasalaşmasını olası görmediğini dile getirirken, "Vergi yasası için son oylamaların ocak ya da şubat ayında yapılması beni hiç şaşırtmaz. Vergi reformunun yıl sonundan önce yasalaşmasına ise yüzde 50'den az şans veriyorum." dedi.
 
"Fed’in faizleri daha agresif artırmasına neden olabilir"
 
Capital Economics'in ABD Ekonomisti Andrew Hunter da, Cumhuriyetçilerin vergi reformunda makul ilerleme kaydetmesine rağmen yasama sürecinin yıl sonundan önce tamamlamasının oldukça zor olduğunu ifade etti.
 
Kongre’de görüşülen tasarılar arasındaki uyuşmazlıkların giderilmesinde henüz yol alınamadığını vurgulayan Hunter, "Nihai tasarının ABD Başkanı Donald Trump'ın imzasına sunulmasına daha uzun bir süre var. Yönetim vergi yasasını yıl sonuna kadar geçirme hedefinin çok hırslı olduğunu tecrübe edebilir" diye konuştu.
 
Hunter, tasarının Demokratların desteği olmadan yasalaşabilmesi için uzlaşma kurallarını taşıması gerektiğine dikkati çekerken, şu anda görüşülen iki tasarının da bütçe açığını artırmama maddesini karşılamadığının altını çizdi.
 
Buna karşın, Cumhuriyetçilerin Kongre’den geçecek bir yasa tasarısı üzerinde anlaşmalarını beklediğini belirten Hunter, “Vergi reformunun hayata gelecek yılın ilk aylarından önce geçeceğini düşünmüyorum.” dedi.
 
Yürürlüğe girecek vergi reformunun ilk aşamada gelir ve harcamaları artırarak büyümeyi yüzde 2,5'e çıkarmasını beklediğini dile getiren Hunter, “Büyümenin kısa vadede vergi reformunun etkisiyle hızlanması, Fed’in faizleri daha agresif şekilde artırmasına neden olabilir” uyarısında bulundu.  
 
Gülbin Yıldırım

,


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Bu Kategoride Son Eklenen Diğer Haberler
YazıYorum
Herkes istihdam meselesine takılmış durumda. Hatta şu an TOBB üyelerinden artı 2 istihdam istendi.
Diğer Yazarlar
Zenginlerden daha mı çok vergi alınsa?
Tanrı’nın yeryüzünde kendine ayırdığı iki toprak parçasından birisi olan Kudüs hiçbir milletin ya da dinin tek başına malı değildir. Özeldir. Kutsaldır. Ata yadigarıdır. Tüm insanlığın ortak mirasıdır.
Girit Adası’nın hukuki statüsü hakkında tarihçiler tarafından kullanılan iki tez vardır.
Meslekî bıkkınlık ya da günümüzün moda tabiriyle “Tükenmişlik Sendromu” uzun yıllar aynı mesleği yapmak zorunda kalanlarda sıkça görülebilen psikolojik bir rahatsızlıktır.
Süper Lig’te 13. Hafta geride kalırken, oluşan görüntüyü Afrika’nın vahşi topraklarında yaşanan yırtıcı savaşlarına benzetiyorum.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Yüksek enflasyon dönemlerinde işletmeleri bekleyen büyük tehlike...
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?